![]() | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
HABER KATEGORİLERİHABER ARAEN ÇOK OKUNANLARYEREL HABERLERSAYAÇ |
Sonuna kadar HAYIRRR!.. Reyhan İşeri
Herkesi de birilerinin ismini kullanarak veya birilerinin etkisinde kalarak değil, çıkar ve menfaat gözetmeden geçmişteki etiketlerini kullanmadan, kendi isimleri ile kararlarını açıklamaya davet ediyorum. Ve diyorum ki.. Anayasa paketinin 12 Eylül 2010 tarihinde referanduma sunulacak olması siyasette söylemleri biranda değiştiriyor. Referandumda “HAYIR” diyecek olanlar nerdeyse etnik bölücü terör örgütü PKK’nın kankileri ve terörden beslenenler olarak ilan edilmeye çalışılırken “EVET” diyenler de “Vatansever” hatta “Gerçek Ülkücü, Milliyetçi” olarak lanse edilmeye çalışılıyor. Esasında işin aslı öyle değil. Etnik bölücü terör örgütünün siyasi uzantısı olarak gördüğümüz ve bildiğimiz BDP’ye oy çıkan sandıkların hepsinden referandumda “EVET” çıkacak. Bu bir danışıklı dövüş. Gerçek Ülkücüleri ve Milliyetçileri referanduma “EVET” dedirtmek için yapılan bir oyundur. İşte bölücüler referandumda “HAYIR” diyor 12 Eylül’ün en ağır işkencesine maruz kalan Ülkücüler bölücülerle aynı fikirde olamaz ve “EVET” demeliler şeklinde bir propaganda çalışması bilinçli olarak yürütülüyor. Sözde gerçek Ülkücüler bölücülere inat referanduma “EVET” diyecekler. Ve hem AKP’nin yargıyı siyasallaştırmasının önünü açacaklar hem de AKP’nin kan tazelemesini sağlayacaklar. Nitekim Diyarbakır’da yapılan referandum anketi de BDP’nin genel merkezinin sadece sözde “HAYIR” özde ise “EVET” dediğinin göstergesidir. AKP’nin hesabı güzel hesap… Ama evdeki hesap pazara uymaz. Bunu herhalde bilmiyorlar. Ama gerçek ÜLKÜCÜLER ve MİLLİYETÇİLER 12 Eylül 2010 Pazar günü sandıkta “HAYIR” diyerek AKP’nin ve BDP’nin oyununu bozacaklar bozmasına… Lakin referandum sürecinin başlaması ile birlikte hükümete ve cemaatlere yakın yazılı ve görsel yayın organlarında sıkça işitmeye başladığım “ESKİ ÜLKÜCÜ EVET DİYOR!” tarzı başlıklı haberlere diyecek çok sözüm var. Kendini “ESKİ ÜLKÜCÜ” diye lanse eden beylerin, hanımların beyinlerinin kaçta kaçının çalıştığını düşünüyorum. Eğer beyinleri tam çalışsa ÜLKÜCÜ’nün eskisi olmayacağını bilirler. Ya da dün “ÜLKÜCÜ” olduklarını lanse etmek için “ESKİ ÜLKÜCÜ” kavramını kullanıyorlarsa bugün neciler? İşte bunu açıkça söylemeliler. Dünü savunup durmasınlar. Bugün ne iseler onu söylesinler ya da dün ne iseler bugünde o olsunlar. Gerçek ÜLKÜCÜ, dün hangi düşünceyi, ideolojiyi savunuyorsa siyasette bugün farklı kulvarda olsa dahi aynı düşünceyi, aynı ideolojiyi fikirleri ile düşünceleri ile savunmak zorundadır. Yok, efendim sac ekmeği gibi yanar – döner ise ben ona “ÜLKÜCÜ” demem. Ne “ÜLKÜCÜ” olabilirler ne de “MİLLİYETÇİ” olabilirler. Sadece üçlü sacayağının parçası olabilirler. Yanar – döner gibi ışık ne taraftan yanarsa oraya dönerler… ÜLKÜCÜLÜK, bitpazarında üç – beş pula satılmıyor. ÜLKÜCÜLÜK, insanın yüreğinde kalbinde, yaşam tarzındadır. Devirle renkten renge girmez. Onun için ÜLKÜCÜ’nün eskisi de yenisi de olmaz. Eğer bugün “ESKİ ÜLKÜCÜYÜM” diyenler varsa onlar eskiden de “ÜLKÜCÜ” değilmişlerdi. Çıkarları için “ÜLKÜCÜ” gözükmüşlerdir. Defalarca “ÜLKÜCÜ” olmadıklarını lanse etmeleri karşısında referandum meselesinde AKP’nin yanında yer aldıklarını açıkça belirtenlerin ne “TÜRK – İSLAM” davası ile ne “ÜLKÜCÜLÜK” ile ne de “TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ” ile uzaktan yakından alakaları yoktur. İşlerine gelince “ÜLKÜCÜ” değiliz, işlerine gelince de “ÜLKÜCÜYÜZ” veya “ESKİ ÜLKÜCÜYÜZ”. Bunların söylemi neye göre değişiyor? Ölülerin üzerinden siyaset aldı başını gidiyor. Biri çıkıyor Rahmetli Türkeş yaşasaydı “EVET” derdi diyor. Öteki çıkıyor Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu yaşasaydı, “EVET” derdi diyor. Az kaldı Fatih Sultan Mehmet Han yaşasaydı, “EVET” derdi diyenlerde ortada türerse hiç şaşırmayacağım. Her ikisini de hayatta iken yakından tanımaya nail olmuş biri olarak düşündüğümde sağlıklarında her ikisi de SİVİL ANAYASA’dan yanaydı. Lakin toptan bir anayasa değişikliği yerine hükümetin kafası estikçe kendine tehlikeli gelen bazı maddeleri değiştiren ve Ülkücülerin gözünü boyamaya yönelik 12 EYLÜLCÜLERİ sözde yargılama içeren maddeyi içine alan bir paketi bugünün şartlarında yaşasalardı “EVET” mi derler diye düşündüğümde kesin bir sonuç çıkartamıyorum. Belki de sivil anayasa istemelerine rağmen bugünün şartlarını düşündüklerinde değişiklik yapılacak bu paketin içindeki oyunun farkına bizden daha iyi varıp “HAYIR” da diyebilirlerdi. Onun içinde bugün her iki liderde hayatta değiller. Çıkıp onların adına onların düşüncesini bugünün şartlarına göre söylemek imkânsızdır. Dünün şartlarındaki düşüncelerini savunabiliriz ama bugün asla bugünün şartlarına göre savunamayız. Ve de ebedi mekânlarında bırakalım rahat uyusunlar. Hayırla yâd edelim, rahmet okuyalım. Onların üzerinden siyaset yapmayalım. Düşüncelerimizi, kararlarımızı Vatanımız ve Milletimiz için kullanalım. Düşüncelerimizi açıklarken de şahsi kanaatlerimiz olarak açıklayıp Rahmetlilerin isimlerini kullanmayalım. Onlar bizlere bilgilerini, tecrübelerini hayattayken aktardılar. Bu saatten sonra edindiğimiz bilgi ve deneyimden yola çıkarak kendi düşüncelerimizi ifade etmeliyiz. Onlar bizlere isimlerini kullanmamızı değil, bilgimizi, birikimimizi kullanıp kendi ismimizle engelleri aşmamızı öğrettiler. Birilerinin sırtından geçinmemizi değil tırnağımızla kazıyarak engelleri aşıp ideolojimizi, düşüncemizi savunmamızı öğrettiler. Sonuçta onlar bir döneme damgasını vurmuş liderler. Onların isimlerini kendi ellerimizle yıpratmayalım. Referandum meselesine geri gelince… Referandumda “HAYIR” diyeceğim. Çünkü… Güçlü iktidarların yüksek yargıyı, yargıç ve savcıları kontrol altına alıp adalet terazisini yanıltmalarını istemiyorum. Çünkü… Toptan anayasa değişikliği ile sivil anayasa hazırlamak yerine göz boyamak ve kendi çıkarlarını korumak amacıyla kısmi anayasa değişikliği istemiyorum. Çünkü… Üzerinde uzlaşma sağlanmamış bir paketi ben istedim oldu deneceği için “HAYIR” diyorum. Çünkü… Biz Ülkücülerin 12 Eylül’de maruz kaldığımız işkencenin hükümet tarafından kullanılarak zaman aşımı yaşanmasına rağmen 12 Eylülcülerden hesap soracağız dercesine kendi oyunlarına Ülkücüleri alet etmesini istemiyorum. Çünkü… Mevcut kısmi Anayasa değişikliği 12 Eylülcülerden hesap sormak değil, ileride AKP’nin adil yargılanmasını önlemeye yönelik bir çalışma olduğu için “HAYIR” diyorum. Çünkü… Darbe Cuntasını kaldırıp, AKP Cuntası getireceği için “HAYIR” diyorum… Bugüne kadar aldığım siyasi ve normal eğitimim sırasında edindiğim bilgi ve tecrübelerime dayanarak hiçbir kimseyi kararıma etki ettirmeden ve de hiçbir ismi kullanmadan ismimin önündeki sonradan kazanılmış makam, mevkii ve etiket isimlerimi kullanmadan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün bu ülkeyi emanet ettiği TÜRK GENÇLİĞİ’nin bir NEFERİ olan REYHAN İŞERİ olarak kısmi anayasa değişikliğini içeren referandum paketine sonuna kadar “HAYIR” diyorum. Bu kararımı da kimse yanlış anlayıp beni yargılamasın. Birileri çıkıp açıklamamı MHP’ye geçtiğim yönünde de yontmasın. Aktif siyasette ne bir partiye üye olarak ne de yönetici olarak yer almayacağımı geçmişte açıklamıştım. Siyasete dönmüş değilim, bu kararımın da sonuna kadar arkasındayım. Ama “Vatan, Millet” meselelerinde sessiz de kalmayacağımı da açıklamıştım. Bu mesele “VATAN, MİLLET” meselesidir. Bu nedenle sessiz kalmayıp, şahsi olarak düşüncelerimi açıklıyorum. İsterseniz “HAİN” deyin, isterseniz bir yerlere mesaj yolluyor deyin! Umurumda bile değilsiniz! Benim TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİMİ, ÜLKÜCÜLÜĞÜMÜ, TÜRK – İSLAM SEVDAMI sizler belirleyecek değilsiniz ve de sizin bu değerlerimi ölçecek ölçeğiniz hiçbir zaman olmadı ve olamaz da… Ha yaşıma gelince… Doğrudur, 31 yaşında olmam nedeniyle 12 Eylül’de bir yaşında olmamdan dolayı cezaevine girmedim. İşkence görmedim. Lakin büyüklerimin sokak mahkemelerinde 12 yaşındaki bebenin yargılayıp, ölüm kararı verdiğini birçoğundan daha iyi biliyorum. ÜLKÜCÜ olmamız hasebiyle kurtarılmış bölgede yaşadığımızdan evlerimizin paylaşıldığını daha iyi biliyorum. Annemin bizleri evi basacaklar zannedip damda talaş yığınının içerisine sakladığını da iyi biliyorum. Bizi giyinik şekilde Temmuz’un sıcağında uyuttuğunu da biliyorum. Ve babamın sokak mahkemelerinde yargılanıp, ölüm kararının alındığını da biliyorum. Ve ardından köşe başlarında kurşunların doğurtulduğunu da biliyorum. Ve babamın arkadaşlarının neler yaşadığını da çok iyi biliyorum. Ben babamın kızıyım. Onun davasını sonuna kadar bu can bedenden çıkana kadar götüreceğim. Ben babamın parasını sevmiyorum. Ben babamın davasını, silahını, şerefini seviyorum. Bunlar yetmez mi konuşmam için? İnanın birçoğundan fazla susmaya değil konuşmaya hakkım var. Yaşıma aldırış etmeyin! Unutmayın ki; “Akıl yaşta değil, baştadır!” Yüreğiniz varsa çıkar şahsi kararlarınızı açıklarsınız. Çıkıp kimsenin sırtına binmeden… 12 Eylül’de kimlerin TÜRK – İSLAM davası için, ÜLKÜCÜLÜK için yatıp işkence çektiği, kimlerin de ÜLKÜCÜLÜĞÜ kullanarak köşe döndüğü ortada iken ÜLKÜCÜLÜĞÜ menfaatleri doğrultusunda kullananlar beni yargılayamayacakları gibi bana bir çift sözleri dahi olamaz. Herkesi de birilerinin ismini kullanarak veya birilerinin etkisinde kalarak değil, çıkar ve menfaat gözetmeden geçmişteki etiketlerini kullanmadan, kendi isimleri ile kararlarını açıklamaya davet ediyorum. Ve diyorum ki; Sonuna kadar HAYIRRR! 19 Temmuz 2010 Not: Kazandığım hiçbir unvanımı kullanmadan yazdığım için unvan yazmıyorum. Bu haber 292 defa okunmuştur.
|
YAZARLARIMIZ
SON YORUMLANANLAR
GALERIÜLKÜCÜ HAREKET |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
MİLLİ OCAK COM - HABER 2006 - 2010 & SİTEDE BULUNAN HABERLER KAYNAK GÖSTERİLEREK YAYINLANABİLİR. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||